Bir işi yarım bırakmak prensibim değildir, bırakırsam da geçerli, mantıklı ve tutarlı bir nedeni vardır. Blogu bizzat kendimin hangi yolları izlediğini takip etmek amacıyla açtım. Üzerinde çalıştığım konuların, faaliyetlerin arasında boğuluyor gibiydim ki 23 Nisan tatili imdada yetişti :) Biraz da blogu kullanmadaki yeteneksizliğim giriş yapmaktan uzak tutuyor beni.
Çok kısa olarak son 2,5 ayda yaptıklarımı geriye doğru özetleyeceğim.
.
1- Kasım 2008'de Sürdürülebilir Yaşam Film Festivalini düzenleyen Tuna,Pınar ve Erol bu sefer 17 Nisan günü İTÜ Taşkışla'da İstanbul'da "Sürdürülebilir bir yaşam için kolektif olarak neler yapabiliriz" konulu bir toplantı düzenlediler. Açık alan teknolojisi kullanıldı, hem bu tekniği öğrendik, hem de çok faydalı ve verimli çalışmalar yaptık. Bir sürü güzel fikirler çıktı, şimdi bunları hayata geçirmek için yola devam edeceğiz. Aynı hayali paylaşan herkese açık.
.
2- 18 Nisan Pazar günü İsr.Film Festivali kapsamında Viva Zapata ve Modern Hayat filmlerine gittim. Zapata muhteşemdi, arşive alacağım. Diğeri ise Fransa kırsalında üçüncü neslin şehre gittiğini ve köyde hayvanlara, toprağa bakacak kimsenin kalmadığını ve kaybolan değerleri anlatan bir filmdi, benzeri bizde neden yapılmadı diye düşündüm, malzeme öyle bol ki :(
.
3- Yine 18 Nisan'da Cumhuriyet'in Pazar ilavesinde çıktık, Boğaziçi Üniversitesi Marullar grubunun düzenlediği Ekoloji Karnavalı ve bu karnavala katılan İmece Evi olarak :) Karnavalda doğal deterjan ve ot atölyesi yapıldı, çok ilgi görmüş, ben şahsen katılamadım, arkadaşlar anlattı.
.
4- İstanbul İmecanları 12 Nisan'da Heybeliada potlacında buluştular, ayrıntılar www..imeceevi.org sitesinde. Çooook güzeldi.
.
5- 11 Nisan torunlarıma anlatacağım bir gündü. Prof.Dr.Oktay Sinanoğlu ile tanıştım, iki saat sohbet ettik, sonra da kendisine arabayla imza gününün yapılacağı kitabevine götürdüm. Zaten çok seviyordum, hayran oldum, o kadar çok şey biliyor ki, ve o kadar mütevazi ki..
Aslında saat 11.00 de Ekolojik Pazar'da "ÖLÜM TOHUMLARI" kitabının yazarı olan William Engdahl'ın imza günü vardı. Meğer ikisi çok yakın arkadaşmış ve kitabı Oktay beyin yayınevi basmış. Bu kitaptan önce Engdahl'ın bir önceki kitabını "Petrol,Para,İktidar Anglo-Amerikan Politikası ve Yeni Dünya Düzeni" okumanın mantıklı olacağını düşündüm. İyi ki okumuşum; Devlet, hükümet, demokrasi, seçilenler, atananlar, şirketler, halk, Vietnam, Irak, dağılan SSCB, petrol boru hatları, Yugoslavya, Miloseviç, Saddam, Ladin, Kissinger, Wolfowitz, Meksika ve Arjantin krizleri, Ortadoğu, Kuveyt, Pakistan, Japonya, Asya Kaplanlarının nasıl kedi haline getirildikleri, oyunu farkedip birleşmeye çalışanların nasıl yokedildikleri... 1820lerden bu yana dünya enerji politikalarını kimlerin, nasıl yönlendirdiği bu kitapta. Engdahl bu kitabın basım aşamasında Soros tarafından tehdit edildiğini söyledi, siz düşünün gerisini....
William Engdahl ile söyleşi notlarını henüz yazıyorum, bitince ekleyeceğim.
.
6.madde ye mi geldik? 10 Nisanda Sürdürülebilir Yaşam Film festivalindeki filmlerden bazıları tekrar gösterimde idi, Küba ile ilgili bir film vardı, Amerikan ambargosundan sonra Kübe nın nasıl ayağa kalktığı ile süper bir film. 30 Nisan saat 20.00 de Yeşil Ev'de tekrarı var. Yine izleyeceğim, o kadar güzel
.
7- 9 Nisanda GDO'ya Hayır Platformunun düzenlediği Prof.Dr.Kenan Demirkol ile "şeker" konulu söyleşisi vardı. Öyle çok şey öğrendim ki, hepsi Yeşim'in blogunda ve İmece'ye attığım mesajda.
.
8- Slow Food ekibine dahil oldum. Zaten slow cities sayesinde Sade Yaşam'a, ordan ekoköye, ve sonra bu yollara düştüm. Yani taaaa 7 yıl önce "ne güzel bir fikir, burda da olsa ya" dediğim şeyler artık yanıbaşımda. SF ekibinde de çok kıymetli arkadaşlar var, çok güzel girişimler var, hepimizin amacı aynı, herkes farklı bir konuda işin ucundan tutuyor ve herkes birbirini destekliyor. BU HARİKA !!! :)
.
9- Beşinci Dünya Su Forumu'nun İstanbul'da yapılması nedeniyle 15-22 Mart tarihlerinde "Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu" nun düzenlediği etkinliklerden film gösterimlerine katıldım. Çünkü atölyeler iş saatindeydi. detaylar http://www.suplatformu.net GAP, Aral Gölü ve Thirst-Susuzluk filmlerini izledim. Bir de Santralİstanbul'da yapılan "Alternatif Su Forumu" vardı, 21 Martta oradaydım, detayları halen yazıyorum. Dedim ya, bu ara biraz dağıldım. Toparlayacağım, çünkü çalışma masamı yatağımın başucuna aldım, aklıma birşey gelince hemen kaydediyorum artık :)
.
10- Veeee 15 Martta Kadıköyde yapılan Su Mitingine katıldım, GDO ya Hayır Platformu ve Çiftçi-Sen gönüllüsü olarak, pankartı da ben yaptırdım :)
.
11- GDO ya Hayır Platformunun düzenlediği Zeynep Gambetti'nin Zapatistalar söyleşine katıldım 19 Şubat'ta. Sürpriz !!! bu notlar hazır, aşağıya ekledim.
.
12- İki aydır Feriköy'deki Ekolojik Pazar'dan alışveriş yapıyorum. Walk the Talk ' a uygun olarak elimden geldiğinde has ve saf yaşamaya çalışıyor, bu yolda olan çiftçileri ve üreticileri destekliyorum.
.
13- Yine bu bağlamda kutu süt almayı bıraktım, Slow Food sayesinde tanıştığım sütçümüzden çiğ süt alıyorum. Etrafımda 8-10 kişi de almaya başladı, davamızı destekleyenler çığ gibi büyüyor. Annem sağolsun, yoğurt da yapıyor, ekmeğimizi de evde yapıyoruz. Yola devam :)
.
14- En önemlisi 2-12 Ekim tarihlerinde İmece Evi'nde PERMAKÜLTÜR eğitimi düzenleyip sertifika alacağız. Fransa Permakültür Üniversitesi'nden Steve Read eğitmenliğinde. Konuyla ilgili herkese açık. Steve geçenlerde İstanbul'da idi, Antalya eğitiminden sonra 5 gün şehirde çalıştay yaptı, Bill Mollison filmi gösteriminden önce söyleşisi vardı. Tanıştık, Ekim için sözleştik.
.
15- İmece Ekoköyü yolunda yavaş ama emin adımlarla ilerliyoruz.
.
Şimdilik bu kadar, selam ve sevgilerimle
.
19.02.2009 Zeynep Gambetti Zapatista söyleşisi
5 zapatista karakolundan(bizdeki karakol ile aynı değil) 3’ünü görmüş.
Onu heyecanlandıran otonominin örgütlenmesi, internete aktarılmayan yönü, günlük yaşamı görmek için gitmiş. Öğretim üyesi olarak değil, gözlemci olarak konuşuyor.Ego sorununu nasıl hallediyorlar sorusu ile gitmiş. Chiapas, Guatemala sınırında. Meksika’daki Otonom Üniversitesi’nden çıkmış Marcos, 1984.
(böyle bir üniversite olduğunu yeni öğrendim).....(not kağıdımı kaybettiğim için arayı yazamıyorum L sonraki notumdan devam ediyorum.)
Alternatif tarım – 1993 - kendi gazeteleri var, amblemi Çalarsaat, Meksikalıları uyandırmak için !!
10 devrimci kanundan biri: Toprak işleyenenindir. Toprak, ortak mülkiyet olarak dağıtılacak, kolektif tarım şeklinde ürünler öncelikle Meksika halkının kendi ihtiyaçlarını karşılamalı. Sonra ihraç edilebilir. Chiapas ihtiyacı değil, Meksika ihtiyacından bahsediyorlar.
Zapatista köylerindeki hayat standardı Meksika ortalamasından daha yüksek ama tabii bu gazetelerde yer almıyor (satılık basın-benim notum). İlkelerinden ödün vermiyorlar. Kadınlar alkolü yasaklatmış, çünkü “erkekler boşa para harcıyor ve bizi dövüyor”.
Uyuşturucu, silah, illegal şeyler yasak.
Büyük toprak sahiplerinin topraklarına ve üretim aletlerine el koyma kanunu çıktı ama artık ilerlemeleri zormuş. Çiftçilerin tüm borçları silinecek. Tüm orman, göl,vs kaynaklar halka aittir. Kirletilmesi yasaktır.
Kooperatif satış mağazaları, güven, katılımcılık, dayanışma, işbirliği, karşılıklı yardımlaşma, yaşayarak alışkanlık edinme, “ben”den vazgeçme kültürü.
Temel mesele ekonomi değil, projeleri siyasi. Sosyal ve ekonomik ayaklar olmadan olmaz.
Kolektifle birey arasında birbirini dışlamayan bir ilişki var. Çoğunluk kararına göre karar alıyorlar.
Kullandıkları taşıtlar çok özel, kamyonlarının isimleri var. (bizim jipimizin de adı var, Gaffur, dağ gezisi performansından sonra Gaddar Gaffur ünvanını aldı J)
Her juntada bir EZLN temsilcisi var, askerler çocuk doğurunca köye iniyorlar.
Bir nehir varmış, bir tarafı zapatista köyü, bir tarafı değil. Sormuşlar, nasıl geçiniyorsunuz, kavga olmuyor mu diye. Zapatista cevabı : “onlar bizim kardeşlerimiz, sadece biraz kafaları karışık”.
.
Söyleşinin sonunda gülümseten anekdotlar anlattı Zeynep hanım. Biliyorsunuz, Zapatistalar yüzlerini siyah bir maskeyle kapatıyorlar. Bir resim varmış, baba Zapatista, yüzü maskeli, anne maskeli, çocuk maskeli, kedileri var yanlarında, tabii maskeli. Resimde bir ağacın altında duruyorlar, ağaç maskeli. Güneş bile maskeli J
Köylerden fotoğraflar gösterdi, evler öyle renkli ki, heryer resim, desen dolu.
Yine bir resimde, Zapatistaların amblemi salyangoz diyor ki: Yavaş gidiyorum ama ilerliyorum !!!
Başka bir söyleşide görüşmek üzere.