su forumu 15-16-17 ekim 2010

danslı hes protestosu

danslı hes protestosu

gdo'ya hayır balonları

Bu Blogda Ara

7 Haziran 2010 Pazartesi

gönül kirliliği...

Çevre kirliliğinden önce gönül kirliliği, ruh kirliliği.....
Bunları nasıl temizliycez?

Clean up hareketindeki Heikki diyor ki,
“estonya çözümü çöp toplamak gibi fiziksel bir egezersi yaparak bir ulusu baştan ayağa oluşturmaktı. Çöp toplarken akıllarımızı da temizledik. Birlikte temizlerken farklı etnik kökenden, farklı dillerden, farklı inançlardan gelen ve adına ulus denen topluluğumuuz (bu önemli çünkü adına dünya halkı denen bir topluluk da var ! ne zaman farkedicez? Senin dediğin gibi, kaybettkten sonra mı? ) birbirine yapıştırdık. Biz bir ulusuz. Sonra değişim başladı. Daha az sosyal problemlirimiz oldu, daha az suç, dah az cefa, dah çok mutluluk daha çok güven, güzellik, vs.
Ellerimizi, ayaklarımızı, vücutlarımızı, ve akıllarımızı ortak iyiliğin emrine verince, insanlığın Karmasını temizledik.
Bu insanlık tarihinde hedefimize çok yaklaştığımız ilk zamandı- gerçeklikte bir olduk, bütün olduk. Bu, şu anda ve burada olabilir. Gelecekte değil, gelecek yok aslınd biz onu hergün aklımızda yaratıyoruz. Bu gün ne ürettin/yarattın? Dilerim, bu yazının okuyucuları SEVGİ-BARIŞ-HUZUR yaratıyordur, insanlığın iyileşmesiyle sonuçlanan. Bu demektir ki, bizi İYİLEŞMİŞ veya BÜTÜN veya KUTSAL yapan, zaten olduğumuz şekilde. (yani biz zaten bütün ve kutsalız, sevgi-barış-huzur bizi özümüze döndürüyor-tülay notu)

Bu da adanadaki ibrahim hocanın yazısından, hani köy enst..dergisinde de yazan.

“Bencillik Çevre Kirliliğinin Önemli Nedenlerindendir
Bugün için çevre sorunu fiziki kirlilikten çok insanın halen anlayamadığı ve tüketim alışkanlığının hızla arttığı kirlilik olarak algılamak gerekir. Ciddi bir açgözlülük, üretmeden tüketmek, az çalışıp çok harcamak, doğal kaynakları bir araç olarak görüp ranta dönüştürmek günümüzün en ciddi çevre sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Çevre bilinci ancak gelişmiş kendisi ile barışık, sorumluluk ve sınırla bilinci gelişmiş, öz güveni olan eleştiri ve öz eleştiri yapan yetişmiş insanlar tarafından sağlanır. Eğer eğitim sistemi yetişkin birey oluşturamıyorsa çevre bilinci gelişmez. Olsa olsa, ekipler oluşur, iktidarların etrafında pervane olan kim güçlü ise onun yanında nemalanmak isteyen sosyal çevreler oluşur. O zaman da sürekli kaldırımları değişen, yoları kazılan, asfalt dökülen yollar, dağ gibi çöplüklerden geçinen manzaralar ortaya çıkar.”

6 Ocak 2010 Çarşamba

GDO'ya Hayır Sokak Eylemi


Arkadaşım Ayşen ile GDO ya karşı eyleme geçtik nihayet! Tüm ayrıntı ve fotoğraflar http://www.gdoyahayirsokakeylemi.blogspot.com sitesinde.
MANİFESTOMUZ
Türkiye Büyük Millet Meclisi, Ulusal Biyogüvenlik Yasası’nı görüşmeye başladı. Biz, Ulusal Biyogüvenlik Yasası ile ülkemizde GDO’ların ithalatının, ihracatının, depolanmasının, üretilmesinin, ekilmesinin yasaklanmasını ve GDO Yönetmeliğinin iptalini istiyoruz.

Meclisteki milletvekillerine sesleniyoruz:

Soframda GDO istemiyorum! Çünkü, GDO’lu gıdalar sağlık riski içerir. Alerji yaratırlar, vücuda zarar verirler, bağışıklık sistemini bozarlar, antibiyotiğe direnç oluştururlar, insan genetiğini etkileyebilirler, kanser ve kısırlığa neden olabilirler. Kısacası, GDO’lar güvenli gıda değildir!

Tarlamda GDO istemiyorum! Çünkü, yerel tohum ve çeşitlerin kaybına neden olurlar, çiftçilerin tohum saklama haklarını ellerinden alıp uluslararası şirketlerin tohum tekeline mecbur bırakırlar, doğayı genetik olarak kirletirler, kısır tohumlar ile doğanın hasadını çalarlar, toprağı fakirleştirirler, kimyasal ilaç ve suni gübre kullanımını artırırlar, daha fazla su kullanırlar, suyu kirletirler. Kısacası, GDO’lar tarımsal ve ekolojik yıkıma yol açarlar!

Ülkemde GDO istemiyorum! Çünkü, biyogüvenliği yok ederler; biyolojik silah olarak kullanılabilirler; biyoçeşitliliğe zarar verirler; gıda güvenliğini ortadan kaldırırlar; ülke tarımını uluslararası tohum şirketlerinin avuçlarının içine bırakırlar; çiftçi haklarını çiğnerler; canlıların patentlenmesine sebep olurlar. Kısacası, halkın beslenmesi, ülkenin doğası, çiftçinin hasadı, uluslararası şirketlerin insafına bırakılır!

Bu nedenlere, GDO’ya HAYIR!

Gıda, hava ve su gibi en temel ihtiyacımız. Gıda yaşamımızın temeli. GDO’lu tohum, yem ve gıdalar sağlık riski içeriyor. Biz gönül rahatlığı ile ekmeğimizi, yemeğimizi yemek, sütümüzü, çorbamızı içmek, çocuklarımızı beslemek istiyoruz.

GDO’suz beslenmek hakkımızdır.

GDO’lu tohum, yem ve gıdalarla, bedenlerimiz, gıdalarımız, toprağımız, suyumuz, havamız, hayvanlarımız, tarlalarımız, bahçelerimiz, yaylalarımız, ormanlarımız, dükkanlarımız, fabrikalarımız, marketlerimiz ve ülkemiz kirlenmesin.

GDO ticareti basit bir alışveriş değildir. Para uğruna, değeri para ile ölçülemeyecek olan varlıklar gitti mi giderler. Bir daha da geri gelmezler.

Bu nedenlerle GDO’ya HAYIR!

Yakında çıkacak olan “Ulusal Biyogüvenlik Yasası” ile Genetiği Değiştirilmiş Organizmaların ithalatının, ihracatının, depolanmasının, üretilmesinin, ekilmesinin yasaklanmasını,
GDO Yönetmeliğinin iptalini, kısacası,

GDO’LARIN ÜLKEMİZDE TÜMÜYLE YASAKLANMASINI İSTİYORUZ!

Türkiye’nin her köşesinde, şehrinde, kasabasında, köyünde, sahilinde, dağında, ovasında, ormanında yaşayan yüzler, binler, onbinler…

Gelin, bir olalım!

Tişörtümüzü giyelim ve yürüyelim.Gittiğimiz her yerde, biz yürüyelim, tişörtümüz konuşsun!