su forumu 15-16-17 ekim 2010

danslı hes protestosu

danslı hes protestosu

gdo'ya hayır balonları

Bu Blogda Ara

9 Ocak 2009 Cuma

La Via Campesina,MST,gıda egemenliği,çiftçi olmak, GDO'ya Hayır

Geçenlerde GDO'ya Hayır Platformu tarafından düzenlenen bir söyleşiye gittim, konuk Abdullah Aysu idi, kendisi Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu başkanı, bu yaz kendisiyle tanışma fırsatı buldum, böyle bilgili, faydalı ve çalışkan birisini tanıdığım için çok sevinçliyim. yarınki Ekososyal Forum'da da olacak, oraya da gideceğim. ve şimdi Abdullah beyin Ekim 2008 de Mozambik'te katıldığı La Via Campesina'nın 2.uluslararası konferansına ait izlenimlerini anlattığı söyleşide aldığım notları kamuoyuna sunuyorum. cümleler düşük olabilir, kusura bakmayın, ingilizce hocam derdi ki, maksat derdini anlatmak, ben de öyle yapıcam.... işte Abdullah beyin ağzından Via Campesina,MST ve Mozambik kongresi:
Farmers feed the world.End corporate control over our food (Çiftçiler dünyayı besler.Gıdamızın üzerindelki şirket kontrolüne son verin.) La Via Campesina (VC) ya dünyada 142 örgüt bağlı. köylülerin çatı örgütü. MST bu 142 örgütten bir tanesi. VC 4 yılda bir kongre yapar.
4 yıllık eylem planına göre hareket eder. 5. uluslararası konferansta 40 yeni örgüt katıldı.
102 idi + 40=142 oldu.
İki eğilim görüyoruz, 1.azınlık olup çok güçlü olanlar, devletlere yön veriyorlar, tüm kaynakları sömürüyorlar, uluslararası şirketler. 2.geniş kitlelerr büyüklüğü var ama politik ağırlığı yok. bu kesim kendi kültürünü sürdürmek, haklarını korumak istiyor. şirketlere teslim olmak istemiyor, medeniyet modelini kendi kurmak istiyo. DTÖ, WF, WB,OECD, CGIAR (Tarımsal araştırma merkezi )Köylüler 1992 yılında 8 köylü örgüt lideri toplandı, tarım şirketleşiyor, köylülük ortadan kalkıyor, şirketle yayılıyor ve egemenlik kuruyor dediler. Maragua deklarasyonu yayınlandı, 1993 te Belçika'da toplanıp 46 köylü lideri VCyi kurdu. VC, Çiftçi Yolu demek.
1995 te Kanada'da gıda güvenlik toplantısı yapıldı. Roma'da tartışma çıktı, VC bildiriye imza koymadı. gerekçe:ana mantığa aykırı, güvenlik, egemenlik kimdeyse ondandır (diye not almışım ama eksik almışım galiba,ben de anlayamadım burayı,neyse devam edeyim) diyor ve diğer stk.lardan ayrıldı. Gıda temel insan hakkıdır. demokratik kontrol olmalı, mutlaka gıda egemenliğini ele geçirmemiz lazım diyor. sağlıklı bir üretimi ve tüketimi için doğayla barışık bir modelin seçilebilme hakkını ele geçirmek.düşmanlarını net tarif eder. WTO'na 2004 yılında cepheden karşı durdu. VC diyor ki, WTO ölmeli çünkü ticareti kalkınma modeli olarak görüyor, bir avuç şirkete hizmet ediyor. herşeyi mübah görüyor, şirketler için yeni bir anayasa hazırlamak istiyor. sokakların efendileri ticaretin efendilerine karşı. cancun mexica da koreli bir çiftçi tel örgüye çıkarak harakiri yapıyor, WTO çiftçiyi öldürüyor diye. 10 eylül (bunun da yılını yazamamışım :( )CGIAR organik değil,kimyasal üretime yönelik, destekli bilim altında sömürü yapıyorlar. ny merkezli 17'si ingilizce, 1'i fransızca konuşur. kimyasal gübre, tohum, ilaç, şirketler bundan para kazanıyor.VC laboratuarların tarlalarda kurulmasını ister. yerel üretim, yerel tüketim. küresel kapitalizmin herşeyine karşı. serbest ticaret anlaşmalarını reddeder, gdo'ya karşı, tek başına yapmak istemiyor, bilge köylü tarımcılığı savunur. sağlıklı ve ucuz gıda. tüketiciyi, çevrecileri, dünyayla ilgili kaygısı olanları ittifak olarak görüyor. kadınların, annelerin bilgisi elden gitmesin. gençler yaşamı yeniden üretmek için mücadele ediyor. Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu'nun Mozambik VC kongresine katılma hikayesine gelince.. 2001 yılında ÖDP'nin 'toprağına,suyuna sahip çık' yürüyüşünde IMF tütün yasası'nı protesto için Uşak, Akhisar civarında 389 köy gezildi (Derviş zamanı) zeytin, çay, fındık, ayçiçeği, tütün, hububat.. sendikaları toplandı, 6 yılda 9 kurultay yapıldı.Confederation Paysanne'dan Pascal Pavi'nin dikkatini çekti, ilgilendi, Türkiyede 40,000 köy ve 40,000 köyaltı yerleşim, toplam 80,000 köy yerleşim yeri var. Hindistan'da Sosyal Forum'a davet edildiler, VC ye çağrıldılar, 2004 te San Paolo'ya gitmişler. Abdullah Aysu, herkes VC kongrelerini yaşamalı diyor. Sözünü söyleyecek mekanizma var, kimsenin sözü çizilmiyor, köylü kadınlar fikirlerini deklare ederler, siz de buna uyun derler. Merkez Endonezya'da. eşbaşkan var, 1 erkek, 1 kadın. toplumsal mücadelelere duyarlı, Arafat'ın tankla sarılı olduğu zaman Paul yanındaymış. VC,köylü hakları belirlemiş.permakültür topraktan aldığını toprağa veren bir sistem, süreç üretimden pazarlamaya çiftçinin elinde. MST:10-70 dönüm arası işletmeler, aile işletmeleri, bilge tarım köylüsü, sertifika kullanmaz, ismi referans. mallar hangarlara gelir,11'de kapılar açılır, 4'te biter o günkü ürün. MST -Brezilya toprak işgalcileri . Hallerde dükkan ayrılsın, Ocak ayında Ümraniye de pazara çıkacaklar pazarlarda bize yer verilsin, kadın kooperatifi kurulacak. Morales , Bolivya tohumlarını MST den alıyor. üreticiyle tüketici ortak olmalı, çiftçi herşeyini kaybetmiş. MST mart ayında Brezilya' da eğitim verecek. Eylül gibi Türkiye'ye gelecekler.
.
veee, Abdullah beyin söylediklerinin tamamı Ayşen'in katkılarıyla ekte:
NEO LİBERAL TARIM POLİTİKALARINA KARŞI LA VIA CAMPESINA -ÇİFTÇİ YOLU- Tarımda ulusaşırı gıda ve tarım şirketleri endüstriyel üretim modelinde doludizgin ilerliyor. Şirketler bu güne kadar azgelişmiş ülkelerin tarım ve gıda sektörüne egemen olmak için IMF, DB telkinleri, DTÖ anlaşmaları, AB OTP müzakereleriyle yol aldılar, almaya devam ediyorlar. Neoliberal politikaların mekanizmaları olan bu kuruluş ve örgütlerin tarımı şirketleştirdiği, çiftçileri/köylüleri tasfiye etme yolunda ilerlediği biliniyor. Çiftçiler tasfiye oldukça;
· Kırlar ıssızlaşıyor,·
Doğa bekçilerini yitiriyor,
· Doğa sahipsiz kalıyor.
Yoksulların en yoksulları olan köylüler kendi isteğiyle köyden ayrılmıyor;Köylüler;
· Uygulanan şirket yanlısı politikalar sonucunda ayrılmak zorunda bırakılıyor.
· Hala köylerinde hem kalmak hem de daha iyi bir yaşam sürdürmek için direniyorlar.
Yani bu süreçte köylüler;
· Neoliberal politikalar karşısında yerellerinde örgütleniyorlar.
· Dünya çapında düşünüyor, ilişkileniyor ve dayanışıyorlar. Çiftçilerin/köylülerin neoliberal politikalara karşı mücadele etmek için dünya ölçeğinde oluşturdukları çatı örgütlerinin adı; La Via Campesina (Çiftçi Yolu). 1993 yılında kuruldu. La Via Campesina’nın kısaca tarihi 1992 yılında Nikaragua’da 8 köylü lideri bir araya gelir. Nikaragua’da yapılan kongrede kongre sonunda Managua Deklarasyonunu yayınlarlar. La Via Campesina’nın kuruluşu için düğmeye basmış olurlar. Resmi kuruluş: 46 ülke köylü liderinin katılmasıyla Belçika’nın Mons kentinde gerçekleşir. La Via Campesina’nın uluslararasılaşması
· 1995 yılında Kanada’nın Quebec ‘te düzenlenen Gıda Güvenliği Küresel Toplantısı’nda ortaya çıkar.
· 1996 yılında Roma’da FAO’nun düzenlediği Gıda Güvenliği toplantısında STK’ların hazırladığı bildiriye imza koymayı red ederek o zamana kadar Gıda Güvenliği konusunda söz söyleyen ve belirleyici olan resmi kuruluşlar ve STK’lar ile yollarını ayırır. Ayrılığını ortaya koyar.
· LVC, FAO’nın savunduğu Gıda Güvenliği’ni aşan Gıda Egemenliği’ni savunmayı esas alır.· Bu toplantının ardından LVC küresel bir köylü örgütü olma yolunda ilerlemeye başladı. La Via Campesina (LVC); neoliberal modele karşı küresel bir çiftçi/köylü örgütüdür,LVC, 1996 Roma’da ortaya attığı görüşler şöyle:
· Gıda temel bir insan hakkıdır,
· Tohumların korunması,
· Doğal kaynakların korunması,
· Gıda ticaretinin yeniden düzenlenmesi,
· Açlığın küreselleşmesine son verilmesi,
· Demokratik kontrol,
· Sözde değil özde tarım reformu
· Toplumsal barış için ön koşul; Gıda egemenliği’nin esas alınmasını mücadele eksenine/merkezine aldı.Ve LVC kırsal alanda şirketlerin uygulamak istedikleri neoliberal politikaların karşısında üye örgütleri ile birlikte granitten bir duvar örmek için çabalıyor. LVC nasıl bir örgüttür? Neoliberal politikalar karşısında nasıl tutum alır, nerelerde kimler ile tahkimat oluşturmaya çalışır? Bütün bu ve diğer sorulara yanıt bulabilmek için LVC’nın biraz daha anlatılmasına ihtiyaç var. La Via Campesina küresel kapitalizme karşı mücadele eden küresel, güçlü bir köylü örgütüdür. La Via Campesina’yı güçlü kılan;
· Güçlü, mücadeleci karakteri
· Davasına olan inancı ve bağlılığı
· Ve doğru önerilerinin yanında; düşmanlarını da açık seçik bir şekilde tarif etmesinden gelmektedir. La Via Campesina’nın düşmanlar listesinin başında DTÖ yer alıyor. Çünkü
· DTÖ’nün ticareti önceliyor,
· Ulusaşırı şirketlere koşulsuz bağlı ve onların çıkarına çalışıyor. Ayrıca;1. DTÖ’nün ekonomik gereklilikleri ileri sürerek kırsal alanın insani ve çevre ile ilgili yaşamının tüm temel ilkelerini görmezden gelir.2. Dünyayı tarım ve gıda şirketleri için transgenik bir ürün fabrikasına çevirmek istiyor. Bu nedenle;· LVC dünyadaki tüm insanlar ve diğer canlılar ile birlikte köylüler için büyük bir tehdit olduğu kadar, DTÖ’yü tarımın dışına çıkarmak için var gücüyle mücadele ediyor.
· Kurulduğundan bu yana ulusaşırı şirketlere karşı kampanyalar düzenliyor,
· Doğrudan eylemler gerçekleştiriyor,
· Hükümetlere öneriler üretiyor ve sunuyor.
LVC’nın DTÖ’ye karşı bu tutumu ve mücadelesi
· Balıkçılar, eğitim, sağlık, hizmetler ve diğer alanlardaki sektör çalışanları tarafından, örnek alınıyor, teşvik edici oluyor.
· La Via Campesina’nın düzenlediği ulusaşırı şirket karşıtı kampanyalarına katılan farklı toplumsal muhalefet güçleri birbirlerinden olumlu etkileniyor, aralarında dayanışmalar/ birliktelikler geliştiriyorlar.
La Via Campesina
· DTÖ müzakerelerinin durdurulmasını istiyor,
· Toplumsal denetlemelere yönelik önceliklerini belirliyor ve öneriyor,
· LVC’nın bu kavi duruşu neoliberal politikalardan mağdur olan diğer yoksul kesimler arasında yankı uyandırıyor, geniş destek görüyor.
· DTÖ’nün Seattle ve Cancun’daki müzakerelerin ardı ardına başarısızlığa uğramasında LVC’nın bu doğru mücadele hattının büyük katkısı olmuştur.Ayrıca;
· Ulusaşırı tarım ve gıda şirketlerinin egemenliklerine karşı mücadele ediyor.
Hükümetlerin rolünün mücadele verilerek iyileştirileceğine inanıyor. Tazmin edici politika yerine bir kalkınma politikası olarak tarım reformunun uygulanmasını toplumun her kesiminin yararına bir durum olarak değerlendiriyor. · Çiftçilerin kapitalizme, uluslararası antlaşmalara ve uluslararası finans ve örgütlenmelere ve onların toplumsal denetimine yönelik eylemlere karşı olmalarını
1. İnsani,
2. Doğru,
3. adaletli,
4.özgürleştirici buluyor,
5. Ve kendileri için yegâne çıkış yolu olarak görüyorlar. LVC halkların karşılaştığı yaşamsal sorunlara karşı da duyarlı davranıyorLVC; mücadelenin, örgütsel, ideolojik, eylemsel uyumluluğunun bir sembolü olmuş;
· Avrupa’da OTP’ye karşı pozisyon alma,
· Amerika’da serbest ticarete karşı direniş,
· Asya’da ulusaşırı şirketler ve GDO’lara karşı mücadele,
· Afrika’da kaynakların ve bioçeşitliliğin savunulması bunlardan bazılarıdır. Geniş insan topluluklarının büyüyen/gelişen direnişi sonucu aktörleri tarafından yavaşlatıldı. Seattle ve Cancun’daki Bakanlar Konferansları bilindiği gibi başarısızlıkla sonuçlandı. Bu başarısızlığın gerçekleşmesinde LVC da aktif rol aldı.Bilindiği gibi kapitalizm uluslararası örgütler, gelişmiş ülkelerin desteği ile uygulamaya soktuğu küresel politikalar ulusal hükümetleri standart gıda yapıları yaratmaya zorluyor. Bunun için tarımsal sistemleri patentliyor, toplumsal ve ülkesel denetimi kolaylaştırmak, küresel ölçekte ticareti kontrol etmek için hamleler yapıyorlar. Bu politikalar köylü tarımının yaşayabilirliğine engel oluyor, işsizliği, açlığı, yoksulluğu arttırıyor. LVC’nın uluslararası alanda sesini duyurmak için köylüler
· Dünya çapında düşünüyor,
· Yerel örgütlenmelerini güçlendiriyor,
· Uluslararası ölçekte eş zamanlı mücadeleler ve düzenlenen kampanyalara destek veriyor,
· Kendileri kampanyalar düzenlemeye önayak olmaya çalışıyorlar… Ulusaşırı tarım ve gıda şirketlerinin sömürü biçimi ve mekanizmaları dünyanın her tarafında aynı. ABD, AB ve diğer gelişmiş ülkeler ve çokuluslu şirketler tarımın endüstrileşmesini/ şirketleşmesini savunmakla kalmıyor sürdürülebilir köylü tarımının yerini almasını istiyorlar.
Sürdürülebilir bilge köylü tarımı;
§ Sağlıklı ve ucuz gıda demektir, bunun için tüketiciler,
§ Sağlıklı ve yaşanabilir çevre demektir, bunun için çevre örgütleri,
§ Sağlıklı toprak ve su demektir, bunun için çiftçiler,
§ Sağlıklı doğa demektir, bunun için göçerler ve tüm canlılar,
§ Kadının çalışma ve bilgi, birikim ve becerisini sürdürmesi demektir, bunun için kadınlar...
§ Kısacası bilge köylü tarımı; kadınlar, tüketiciler, çevreciler, çiftçiler, göçerler ve tüm canlıların çıkarınadır. Neoliberal politikalar, sadece köylüler için değil,
· Tüketiciler,
· Doğa severler,
· Çiftçiler,
· Göçerler,
· Kadınlar
· Ve balıkçılar için de yaşanılır bir dünya bırakmayacak yönde ilerliyor. Neoliberalizmin ilerleyişine karşı köylü ve yerli hareketler ana direnç noktaları. Bu direnç noktaları kentli hareketler için de bir referans noktasıdır. Bu yüzden köylüler ile birlikte kentliler için de;
· Politik ve ideolojik açıdan örgütlenmeye,
· İttifaklarını belirlemeye,
· Birlikteliklerini güçlendirmeye şiddetle ihtiyaçları var.
LVC’nın belirlediği aşılması gereken ana sorunlardan bazıları şunlardır:
· Stratejik ittifakların güçlendirilmesi, yeni mücadele yollarının bulunması,
· Yeni konjonktürlerin sürekli analizi ve bilginin geliştirilmesi,
· Gençliğin tam katılımı ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması,
· İletişim stratejilerinin geliştirilmesi,
· Siyasal eylemlilik ve seferberliğin kuvvetlendirilmesi… Özetle, Via Campesina bir yandan ittifaklarıyla Gıda Egemenliği konusunda sorunları tartışırken ve ortak paydalarda buluşmaya çalışırken diğer yandan;
· Toprağa erişmek, onu savunmak ve kullanmak, gıda egemenliği,
· Biyoçeşitlilik ve genetik kaynaklar, sürdürülebilir bir köy tarımı,
· İnsan haklarının savunulması, erkek ve kadınların eşit katılımı için mücadele eder. Eşit iktisadi ve yasal ilişkileri hedefler. Kırsal alan örgütleri arasında birlik ve dayanışmayı geliştirmek için köylü ve yerli hareketlerini koordine eder. Uluslararası bir mücadele örgüt olan La Via Campesina; uluslararası düzeyde sesini şu ilkelerle duyurmayı hedefler:
§ Adem-i merkeziyet, örgütlerin özerkliği, dayanışma, çeşitlilik ve bağımsızdır.
§ Küreseldir.
§ Sürdürülebilir bir köy tarımını savunmak için dünya çapında neoliberalizme karşı mücadele eden köylülerin uluslararası sesidir.
§ Topraksız köylülerin çıkarlarını korumak, uluslararası politikalarda değişmeleri kışkırtmak ve gerekli değişimleri sağlayabilmek için ulusal örgütlenmelere ulusal düzeyde boş alanlar açar.
§ Neoliberal politikaları değiştirmek, UAŞ’lara, DTÖ’ye, Dünya Bankası’na, IMF’ye CGIAR’a (Uluslararası Tarım Araştırmaları Danışma Grubu) karşı güçlü stratejik ittifaklar geliştirmeyi önüne iş olarak koyar.
§ BM, Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), BM Kalkınma ve Ticaret Konferansı (CNUCED) gibi kurumlar ve forumlar aracılığıyla uluslararası alanda pozitif değişimler yaratmak için mücadele eder. ı

23 Kasım 2008 Pazar

bir olmak

bugün bloga gelen ilk yorumu okudum, öyle çok sevindim ki, bir kişiye bile ulaşmak ne güzel bişiymiş. Teşekkür ederim Başak. Başak, keşke daha çok yazsan diyor, e ben yaptıkça yazıyorum, daha çok şey yapmam lazım demek ki :) hem ağzım pek laf yapmaz, daha doğrusu çok konuşmayı sevmem. aynı olayı kimisi 10 cümle ile anlatır, ben 1 cümle ile. felsefemiz :walk the talk. bu blogda sade ve ekolojik yaşam yolunda neler yaptığımı anlatmaya çalışıyorum. nerden geldiğimi, hangi yollardan geçtiğimi görebilmek için. öyle çok şeyler oluyor ki, bazen kendim bile unutabiliyorum. bu arada başkalarına faydalı olabiliyorsam ne ala :)
bayramda İmeceevi'ne gidiyorum, vizyon tamamlanmak üzere. aman kardeşim, ne zormuş öyle herkes bi taraflarda, mail üzerinden vizyon yazmak. e kolay olsa herkes yapardı di mi? 'creating a life together' kitabını okudum, özet yapıp imece kooperatifi arkadaşlarıma anlatıcam, bu ara yoğun yani. haftada 2 gün kuran kursu, 1 gün dans kursu, 2 gün spor, 1 gün bana ve işlerime, 1 gün de aile ve arkadaşlarıma. zaman bitiyor. çok şükür dünyada varolma sebebimi biliyor ve yaşarken bunalmıyorum. yoruluyorum ama bunalmıyorum. halil cibran demiş ki: bu dünyada herkes zindanda, ama kiminin pencereleri var. biraz çalışıyım artık, mahşerde verilecek cevabımız olsun.
Not. www.surdurulebiliryasam.org çarş. günü sinema festivali başlıyor, salı akşamı açılışa davetliyim, ede grubunu seviyorum, faydalı işler yapıyorlar. festivalde biletler bedava :)

15 Kasım 2008 Cumartesi

Satın Almama Günü




Bu konuda http://www.buynothingday.org/ veya adbusters sitesinden de bilgi edinebilirsiniz. Sade Yaşam Grubu olarak yarın Bahçelievler Mardirder'de bir seminer düzenledik, isterseniz seminerde sunacağım dokümanı size iletebilirim. Çünkü bendeniz bu konuda epeyi bir araştırma yaptım. Sağolsun Tüketiciler Birliği'ndeki dostlarım ve sevgili Nevin arkadaşımın da katkılarıyla özet bir sunum hazırladım. Hani 'aaa, ne güzel bir konu, ben de etrafımdakilere anlatayım' derseniz sunum hazır :) Ben buraya sadece SAG'nün hissettirdiklerini yazacağım:
illa reklamlardaki gibi yaşamak gerekmiyormuş!!! zihnime ilk düşen ilk cümle buydu. bugüne kadar beni kandırmışlar, daha doğrusu ben uyumuşum. mutlu olmak, mutlu yaşamak için kuaförden yeni çıkmış saçlara, modacıların son moda kreasyonlarına ve ayaklarımın küçük parmaklarını deforme eden ayakkabılara ihtiyacım yok. 2-3 katlı, duvarları hava aldığı söylenilen ama nedense benim hiç o havayı hissedemediğim boyalarla boyalı, merdivenleri ithal edilen granitle kaplı, yerleri Uzakdoğu'dan ithal edilen 'doğal' parkelerle döşeli (parke yapılmak için kesilen ağaçlar kaç yılda yerine geliyor, soran yok!), içi tıkış tıkış işime yaramayan eşyalarla dolu bir eve de ihtiyacım yok. inanamadım, evin zemin katı havuz olan siteler varmış, valla boyun fıtığım ilerlemesin diye haftada 2 kez yüzmeye çalışıyorum, yakındaki havuz gayet de güzel işimi görüyor. inşallah şu havuzlu evlerden olimpiyat şampiyonu yüzücüsü falan çıkar...
Konuyu dağıtmayayım, Adbusters küreselleşmeye muhalif bir dergi ve 60 milyonu aşkın destekçisi var. 1992 de Kanada'da reklamcı Ted Dave yaptığı işin anlamsızlığını farkediyor ve tüketim kültürüne karşı bir kampanya başlatıyor. 2007 de 65 ülkede kutlanan BND, 2002 yılında ülkemize Özgür ve Bilge dergisi tarafından tanıtılıyor ve Tüketiciler Birliği'nin (TB)desteğiyle kutlanıyor. Ne yazık ki, yeteri kadar duyulmamış, zira Açık Radyo'nun Adbusters dergisinden yetkili birisiyle geçen yıl yaptığı röportajda 'inşallah ülkemizde de kutlanır' falan diyorlardı. zaten kutlanıyor nev'inden mesaj attım ama geri dönüş olmadı. Neyse, Sade Yaşam Grubu olarak biz de destek veriyoruz SAG kutlamalarına, artık duymayan kalmaz :) Bu yıl 29 Kasım Cumartesi günü kutlanacak, biz de TB'nin organize edeceği faaliyetlere destek vereceğiz.
Birkaç slogan buldum kendimce: ALIŞVERİŞİ BIRAK, YAŞAMAYA BAK.
AZ ALIŞVERİŞ, ÇOK YAŞAM.
Bir de ingilizce bir afiş vardı, çok sevdim: COOK SOMETHING, SING SOMETHING, MAKE SOMETHING, SEW SOMETHING, BUILD SOMETHING, BUY NOTHING !!!
Tabii önemli olan bu günü sadece bilmek değil, tüm hayatımızda uygulamaya geçirmek.

6 Ekim 2008 Pazartesi

Ramazan Bayramı





Bu bayram tatlı yeğenlerimin bayram harçlıklarını mendil içinde vereyim dedim. Çocukken aldığım mendillerin haddi hesabı yok, içlerinden ne kadar çıkacak diye nasıl heyecanlanırdık :) İşte aynı heyecanı yeğenlerim de yaşasın istedim. 11 yaşında olan büyüğü pek önemsemedi, içindeki parayı aldı, mendili bir köşeye koydu, ama 3,5 yaşında olan küçüğe çok ilginç geldi, mendili açtı, katladı, paraları içine sardı, bütün gün oynadı durdu. 2 lafına çok güldük: mendili ilk aldığında ; 'Teyze, bu eşarp mı?' artık mendile alıştığında ise: 'Anne, artık benim cüzdana ihtiyacım yok, paralarımı mendile sarıcam'


Kalbimizle ruhumuzun bütünleştiği nice bayramlar dilerim.

5 Eylül 2008 Cuma

23-30 Ağustos kooperatif çalışmaları ve Dağ Kampı




23-24 ağustos çalışmaları bitince Dağ Kampına gittik, benim ilk çadır tecrübem, neyseki yolu Albayın karavanı ile aldık. herşeyi baştan yazacağıma İsmail'in ekoköy gruplarına ilettiği mesajı kopyalıyorum buraya :)


Dağ kampını kutlamalar, tartışmalar,farkındalıklarla yapıp İmece Evini Kooperatife dönüştürme kararı ile bitirip evimize döndük!http://picasaweb.google.com/imeceevi.etkinlikler/DaKamp

11 can ile Kazdağına çıktık.Üç gece dağın yüreğinde dere kenarında yaptığımız kampta
amacımız sürdürülür ekonomiyi hedefimiz olan ekoköye nasıl uygun hale getiririzi konuşup
hangi biçimde örgütlenebilirizi konuşmaktı!
Hem detayları konuştuk hemde ilk kurucuların özelliklerini öz eleştirimizi yaparak konuştuk.
Birbirimizi daha yakından tanıdık.
Birbirimizi daha yakından tanıdıkça heyecanımız coşkumuz ve kararlılığımız daha da arttı ::-)

Doğada yaşamın inceliklerini en iyi yabanda farkedebiliriz dedik!
Hem klasik dağcılık bilgisi hemde "Gökkuşağı buluşması" kurallarının uygulandığı kampta 7 oturum yaptık.
20-25 saat arası toplantı maratonu gerçekleştirdik.
Picasadaki fotoğraflarda göreceğiniz gibi genellikle "sezar-kleopatra" düzenini tercih ettik.
İmecedeki yeme düzenimize aykırı olarak çok az yiyecekle gidip beslenmeyi dağımızdan çıkardık.
Yürüyüşlerde bol bol fındık,kuşburnu,böğürtlen yedik.Topladığımız nane ve adaçayını içtik.
Derede ve şelalelerde temizlendik,arındık ::-)

Kaynaktan suyumuzu içip tabaklarımızı toprakla temizledik,dereyi yağ ile kirletmedik.
Dere içlerinde yürüyüşler yapıp Karaçam,kestane ve fındıkların gölgesinde birebir sohbetler ettik.
Gece üşüdük uyku tulumuna girdik.

Çobanlar hergün sürüleri ile gelip çayımızı içti.En son yangını beraber söndürdüğümüz "Orman Şefi" ve "matrahçılar" ziyaretimize geldi. Orman üzerine ve bölge üzerine sohbetler ettik.

Tek tek cümleleri,kelimeleri not ettik.Ortaya bir "vizyon" ve "yol haritası" çıkardık.
Aramızda görev dağıtımı yaptık,yapıyoruz.
2009 yılındada deniz kenarındaki mevcut yerimizi işletmeye devam etmeye karar verdik.
Ekim,Kasım ayında hem Kooperatifi kurup hemde arazimizi almaya karar verdik.
Kış boyunca İmece Evinin deniz kenarındaki işletmesini en etkin bir biçimde ürün üretimleri ve atölye çalışmaları ile kamp organizasyonları ile sürdürürken dağdaki arazimizin "ekolojik yaşama ve ekoköye" uygun bir şekilde yerleşim planını,tasarımını yapmaya karar verdik.
Baharın gelmesi ile beraber plana uygun "taş,kerpiç,saman,cam,ponza,ahşap" inşaatlarımızı yapmaya karar verdik.
2009 yazında hem deniz kenarında hemde dağda aynı zamanda yaşamı sürdürmeye ve paylaşmaya karar verdik.
Tüm bu çalışmalarımızı İmece Evinin kuruluşundan beri yaptığımız gibi isteyen,hazır ve açık insanlarla paylaşmaya devam etmeye karar verdik.

Vizyonumuzu "Kooperatifin tüzüğüne" uyarlamaya başladık.
En kısa zamanda sizinde parçası olabileceğiniz bir yapıyı oluşturarak tüzüğümüzü paylaşıma açacağız.

Şimdi bir yandan tüzüğümüze son halini verirken diğer yandan İmece Evinde sürmekte olan "kışlık yiyeceklerimizi hazırlama atölyesi", diğer yandan "permakültüre giriş" seminerinin izleyip hem öğreniyor hemde sürecin tadını çıkarıyoruz.
Darısı başınıza.


.


bundan sonrası Tülay'a ait. efendim, İmece'den döndükten sonra şehirlerde ne kadar işe yaramaz olduğumuzu anladım. bütün gün ekran başında yazışmalarla vakit geçiriyoruz. ne doğan güneşi görüyoruz, ne de batarken aslında vaktimizin ne kadar azaldığını farkediyoruz. aslında hergün içinde yaşanması gereken ayrı bir dünya gibi, sürekli bir devinim içindeyiz çünkü. ileriye dönük planlar yapıyoruz elbet, yaşama amacımız olmalı tabii, ama saniyelerimizin ne kadarını yaşama amacımız için harcıyoruz? mevsimler geçiyor, çiçekler, ağaçlar değişiyor, ben onların hiçbirini görmüyorum. doğadan bu kadar kopuk yaşamak istemiyorum. ruhlarımız da birbirinden uzaklaştı, koptu. kimse karşısındakini dinlemeye zaman ayırmıyor, bazı zamanlarda ben bile, herkese yetişemiyorum ki... öyle çok insan var ki etrafta. bu kadar kalabalık olmak zorunda mıyız?


ekoköy projesinde bu yüzden varım. sistemin bana dayattıkları şekilde değil, kendi istediğim şekilde ve ihtiyacım olan şekilde yaşamak için. yol arkadaşlarımla daha çoook konuşacak, tartışacak, çalışacak ve sonunda huzura ereceğim.



13 Ağustos 2008 Çarşamba

Ekoköyümüzü kurmaya doğru


Türkiye'de bir ekoköy kurulacaksa içinde olmak istedim ve yolculuk başladı, aslında yolculuk çok daha önce başlamıştı,ruhumda :)

imeeceevi'nden gelen çağrıyı iletiyorum.
Kazdağı Ekolojik Köy kurma girişimcileri buluşması;
23-24 Ağustos 2008-İmece Evi

İki aşamalı gerçekleşecek buluşmanın birincisinde Dünyada hızla gelişen birlikte yaşam örnekleri ve Türkiye-Kazdağı girişimi,amacı,hedefi netleştirilmeye çalışılacak.
Bununla ilgili gelinen aşama ve öneri taslağını
www.imeceevi.org adresinden okuyabilirsiniz.

İkinci aşamayı ise Ekoköyü kurmak için önce ortak bir iş yapıp bağımsız ekonomik yapıyı İmece Evinin kurulu düzenini ortaklaştırarak başlamak isteyenler devam ettirecek. Yoğun olarak ekonominin konuşulacağı toplantıların amaçtan ve doğadan kopmasını engellemek için bu aşamanın Kazdağının ormanlarında,tepelerinde,çoban noktalarında geceleyerek Sarı Kıza yürüyerek sürmesi önerildi.Bu rotaya gene ikinci aşama katılımcıları karar verecek.

23 Ağustos-Cumartesi
08-12.00 Kahvaltı,kayıt,yerleşme,tanışma…
12-13.00 İmece Evi deneyimi, ekoköy hedefi İsmail Yenigün
14.00 Yemek
18-19.30 Oyun,sürdürülebir yaşam Ayla Seyhun
20-21.00 Yemek
21-23.00 Nasıl bir ekoköy? Dünya ekoköyleri Övgü Gökdağ

24 Ağustos-Pazar

08-10.00 Kahvaltı,serbest zaman
10-12.00 Nasıl bir ekoköy?Dünya kolektifleri Ünzile Tekin
14.00 Yemek
18-19.30 Nasıl bir ekoköy? Amaç-hedef yazımı Sibel Yüzbaş
20-21.00 Yemek
21-23.00 Nasıl bir ekoköy? Kişisel takvimler,planlar Tülay Ararat

25 Ağustos-Pazartesi
08-10.00 Kahvaltı ve ayrılışlar
10.00 İmece Evi işletmesini ortaklaştıracakların dağ kampına yolculuğu
28 Ağustos-Perşembe
İmece Evine dönüş,kararların yazılması.
Serbest zaman!
Evlere dönüş ve yola devam ::-)

23-24 Ağustos tarihlerinde konaklamak isteyenler koşulları
http://www.imeceevi.org/index.php?option=com_content&task=blogcategory&id=18&Itemid=30
adresini inceleyerek öğrenebilirsiniz.

25 Ağustos Kazdağı katılımcıları ise yanlarında çadır,uyku tulumu,soğuk için kıyafet almaları gerektiğini zaten biliyorlar!
Başlangıç kumanyasını İmece Evinden temin ettikten sonra gerekirse çobanlardan yiyecek desteği alarak günde iki öğün beslenerek, kaynak sularından sulanıp,derelerde temizlenerek hem ekoköy için önemli bir adım atılacak hem de gelecekte “Kazdağı sırt geçiş yürüyüşleri” için rota çizilmiş olacak!
Sadece 23-24 Ağustos için kayıtlarınızı
imeceevi@gmail.com adresine e-posta gönderip yaptırmalısınız.Buluşma esnasında 2 yada 3 kişilik minik evciğinizi (Bungalow) başka bir katılımcıyla paylaşmak istemezseniz çadırınızı getirebilir ve 24’ünden sonra İmece Evinde konaklamaya devam edebilirisiniz.

1 Ağustos 2008 Cuma

ilk ekolojik tatilim ve sonrası

Aşağıdaki resimde seminer veren Victor Ananias, Buğday Yönetim kurulu Onursal başkanı, IFOAM ‘Tek Dünya’ ödülünü aldı ve bunlar hiç öneml değil aslında.
Önemli olan dediği :
Barınak konusunda şöyle bişi söyledi Sayın Ananias: Zeytini görürsünüz ve içiniz,canınız onu ister. İncir de öyle, inciri görünce canınız onu yemek ister ve yiyince bir hoşluk olur içinizde. İşte barınak da öyle, görünce canınız istemeli onu....
Linkler
www.imeceevi.com
Ha bir de NTV yeşil ekran da tv’ye çıktım, 5-12 temmuz arası Fethiye Yanıklar Köyünde Pastoral Vadi ‘de idim. Orası da bir ekolojik yaşam çiftliği.
Çok dinlendim, yenilendim ve eğlendim, herkese tavsiye ediyorum. Ordayken NTV yeşil ekran çekime geldi, beni şu linkten seyredebilirsin.
Hersabah 7 de kalkıp tarladaki otları temizledik, berabeer yemek yaptık, turşu yaptık, yerfıstığı ayıkladık, güldük,eğlendik, bir halk ozanı geldi, şarkılar, türküler söyledik.
http://www.ntvmsnbc.com/modules/habervideo/video.asp?CatID=37&VideoSearch=&NewsType=
bir de vatan gazetesinden mutlu tönbekici aradı, sessiz köşeler diye bir yazı yazıyormuş, pastoral vadide hiç müzik olmadığı için orayı da aradı, telefona ben çıktım, bilgi verdim. herşey odun ateşinde pişiyor,çay bile, çaylar bakır çaydanlıktan, valla çok güzeldi.
Fotoğrafçı Faruk Akbaş ile tanıştım,
www.farukakbas.com
Haziranda semineri varmış pastoral vadide. Eylülde yine var, detaylar www.pastoralvadi.com ‘de

Ekolojik yaşam nedir, nasıl yaşanır, daha kaliteli ve doyurucu bir yaşam nasıl olur alan gibi şeylerle ilgileniyorsanız mutlaka görülmeli.