Geçenlerde GDO'ya Hayır Platformu tarafından düzenlenen bir söyleşiye gittim, konuk Abdullah Aysu idi, kendisi Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu başkanı, bu yaz kendisiyle tanışma fırsatı buldum, böyle bilgili, faydalı ve çalışkan birisini tanıdığım için çok sevinçliyim. yarınki Ekososyal Forum'da da olacak, oraya da gideceğim. ve şimdi Abdullah beyin Ekim 2008 de Mozambik'te katıldığı La Via Campesina'nın 2.uluslararası konferansına ait izlenimlerini anlattığı söyleşide aldığım notları kamuoyuna sunuyorum. cümleler düşük olabilir, kusura bakmayın, ingilizce hocam derdi ki, maksat derdini anlatmak, ben de öyle yapıcam.... işte Abdullah beyin ağzından Via Campesina,MST ve Mozambik kongresi:
Farmers feed the world.End corporate control over our food (Çiftçiler dünyayı besler.Gıdamızın üzerindelki şirket kontrolüne son verin.) La Via Campesina (VC) ya dünyada 142 örgüt bağlı. köylülerin çatı örgütü. MST bu 142 örgütten bir tanesi. VC 4 yılda bir kongre yapar.
4 yıllık eylem planına göre hareket eder. 5. uluslararası konferansta 40 yeni örgüt katıldı.
102 idi + 40=142 oldu.
İki eğilim görüyoruz, 1.azınlık olup çok güçlü olanlar, devletlere yön veriyorlar, tüm kaynakları sömürüyorlar, uluslararası şirketler. 2.geniş kitlelerr büyüklüğü var ama politik ağırlığı yok. bu kesim kendi kültürünü sürdürmek, haklarını korumak istiyor. şirketlere teslim olmak istemiyor, medeniyet modelini kendi kurmak istiyo. DTÖ, WF, WB,OECD, CGIAR (Tarımsal araştırma merkezi )Köylüler 1992 yılında 8 köylü örgüt lideri toplandı, tarım şirketleşiyor, köylülük ortadan kalkıyor, şirketle yayılıyor ve egemenlik kuruyor dediler. Maragua deklarasyonu yayınlandı, 1993 te Belçika'da toplanıp 46 köylü lideri VCyi kurdu. VC, Çiftçi Yolu demek.
1995 te Kanada'da gıda güvenlik toplantısı yapıldı. Roma'da tartışma çıktı, VC bildiriye imza koymadı. gerekçe:ana mantığa aykırı, güvenlik, egemenlik kimdeyse ondandır (diye not almışım ama eksik almışım galiba,ben de anlayamadım burayı,neyse devam edeyim) diyor ve diğer stk.lardan ayrıldı. Gıda temel insan hakkıdır. demokratik kontrol olmalı, mutlaka gıda egemenliğini ele geçirmemiz lazım diyor. sağlıklı bir üretimi ve tüketimi için doğayla barışık bir modelin seçilebilme hakkını ele geçirmek.düşmanlarını net tarif eder. WTO'na 2004 yılında cepheden karşı durdu. VC diyor ki, WTO ölmeli çünkü ticareti kalkınma modeli olarak görüyor, bir avuç şirkete hizmet ediyor. herşeyi mübah görüyor, şirketler için yeni bir anayasa hazırlamak istiyor. sokakların efendileri ticaretin efendilerine karşı. cancun mexica da koreli bir çiftçi tel örgüye çıkarak harakiri yapıyor, WTO çiftçiyi öldürüyor diye. 10 eylül (bunun da yılını yazamamışım :( )CGIAR organik değil,kimyasal üretime yönelik, destekli bilim altında sömürü yapıyorlar. ny merkezli 17'si ingilizce, 1'i fransızca konuşur. kimyasal gübre, tohum, ilaç, şirketler bundan para kazanıyor.VC laboratuarların tarlalarda kurulmasını ister. yerel üretim, yerel tüketim. küresel kapitalizmin herşeyine karşı. serbest ticaret anlaşmalarını reddeder, gdo'ya karşı, tek başına yapmak istemiyor, bilge köylü tarımcılığı savunur. sağlıklı ve ucuz gıda. tüketiciyi, çevrecileri, dünyayla ilgili kaygısı olanları ittifak olarak görüyor. kadınların, annelerin bilgisi elden gitmesin. gençler yaşamı yeniden üretmek için mücadele ediyor. Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu'nun Mozambik VC kongresine katılma hikayesine gelince.. 2001 yılında ÖDP'nin 'toprağına,suyuna sahip çık' yürüyüşünde IMF tütün yasası'nı protesto için Uşak, Akhisar civarında 389 köy gezildi (Derviş zamanı) zeytin, çay, fındık, ayçiçeği, tütün, hububat.. sendikaları toplandı, 6 yılda 9 kurultay yapıldı.Confederation Paysanne'dan Pascal Pavi'nin dikkatini çekti, ilgilendi, Türkiyede 40,000 köy ve 40,000 köyaltı yerleşim, toplam 80,000 köy yerleşim yeri var. Hindistan'da Sosyal Forum'a davet edildiler, VC ye çağrıldılar, 2004 te San Paolo'ya gitmişler. Abdullah Aysu, herkes VC kongrelerini yaşamalı diyor. Sözünü söyleyecek mekanizma var, kimsenin sözü çizilmiyor, köylü kadınlar fikirlerini deklare ederler, siz de buna uyun derler. Merkez Endonezya'da. eşbaşkan var, 1 erkek, 1 kadın. toplumsal mücadelelere duyarlı, Arafat'ın tankla sarılı olduğu zaman Paul yanındaymış. VC,köylü hakları belirlemiş.permakültür topraktan aldığını toprağa veren bir sistem, süreç üretimden pazarlamaya çiftçinin elinde. MST:10-70 dönüm arası işletmeler, aile işletmeleri, bilge tarım köylüsü, sertifika kullanmaz, ismi referans. mallar hangarlara gelir,11'de kapılar açılır, 4'te biter o günkü ürün. MST -Brezilya toprak işgalcileri . Hallerde dükkan ayrılsın, Ocak ayında Ümraniye de pazara çıkacaklar pazarlarda bize yer verilsin, kadın kooperatifi kurulacak. Morales , Bolivya tohumlarını MST den alıyor. üreticiyle tüketici ortak olmalı, çiftçi herşeyini kaybetmiş. MST mart ayında Brezilya' da eğitim verecek. Eylül gibi Türkiye'ye gelecekler.
.
veee, Abdullah beyin söylediklerinin tamamı Ayşen'in katkılarıyla ekte:
NEO LİBERAL TARIM POLİTİKALARINA KARŞI LA VIA CAMPESINA -ÇİFTÇİ YOLU- Tarımda ulusaşırı gıda ve tarım şirketleri endüstriyel üretim modelinde doludizgin ilerliyor. Şirketler bu güne kadar azgelişmiş ülkelerin tarım ve gıda sektörüne egemen olmak için IMF, DB telkinleri, DTÖ anlaşmaları, AB OTP müzakereleriyle yol aldılar, almaya devam ediyorlar. Neoliberal politikaların mekanizmaları olan bu kuruluş ve örgütlerin tarımı şirketleştirdiği, çiftçileri/köylüleri tasfiye etme yolunda ilerlediği biliniyor. Çiftçiler tasfiye oldukça;
· Kırlar ıssızlaşıyor,·
Doğa bekçilerini yitiriyor,
· Doğa sahipsiz kalıyor.
Yoksulların en yoksulları olan köylüler kendi isteğiyle köyden ayrılmıyor;Köylüler;
· Uygulanan şirket yanlısı politikalar sonucunda ayrılmak zorunda bırakılıyor.
· Hala köylerinde hem kalmak hem de daha iyi bir yaşam sürdürmek için direniyorlar.
Yani bu süreçte köylüler;
· Neoliberal politikalar karşısında yerellerinde örgütleniyorlar.
· Dünya çapında düşünüyor, ilişkileniyor ve dayanışıyorlar. Çiftçilerin/köylülerin neoliberal politikalara karşı mücadele etmek için dünya ölçeğinde oluşturdukları çatı örgütlerinin adı; La Via Campesina (Çiftçi Yolu). 1993 yılında kuruldu. La Via Campesina’nın kısaca tarihi 1992 yılında Nikaragua’da 8 köylü lideri bir araya gelir. Nikaragua’da yapılan kongrede kongre sonunda Managua Deklarasyonunu yayınlarlar. La Via Campesina’nın kuruluşu için düğmeye basmış olurlar. Resmi kuruluş: 46 ülke köylü liderinin katılmasıyla Belçika’nın Mons kentinde gerçekleşir. La Via Campesina’nın uluslararasılaşması
· 1995 yılında Kanada’nın Quebec ‘te düzenlenen Gıda Güvenliği Küresel Toplantısı’nda ortaya çıkar.
· 1996 yılında Roma’da FAO’nun düzenlediği Gıda Güvenliği toplantısında STK’ların hazırladığı bildiriye imza koymayı red ederek o zamana kadar Gıda Güvenliği konusunda söz söyleyen ve belirleyici olan resmi kuruluşlar ve STK’lar ile yollarını ayırır. Ayrılığını ortaya koyar.
· LVC, FAO’nın savunduğu Gıda Güvenliği’ni aşan Gıda Egemenliği’ni savunmayı esas alır.· Bu toplantının ardından LVC küresel bir köylü örgütü olma yolunda ilerlemeye başladı. La Via Campesina (LVC); neoliberal modele karşı küresel bir çiftçi/köylü örgütüdür,LVC, 1996 Roma’da ortaya attığı görüşler şöyle:
· Gıda temel bir insan hakkıdır,
· Tohumların korunması,
· Doğal kaynakların korunması,
· Gıda ticaretinin yeniden düzenlenmesi,
· Açlığın küreselleşmesine son verilmesi,
· Demokratik kontrol,
· Sözde değil özde tarım reformu
· Toplumsal barış için ön koşul; Gıda egemenliği’nin esas alınmasını mücadele eksenine/merkezine aldı.Ve LVC kırsal alanda şirketlerin uygulamak istedikleri neoliberal politikaların karşısında üye örgütleri ile birlikte granitten bir duvar örmek için çabalıyor. LVC nasıl bir örgüttür? Neoliberal politikalar karşısında nasıl tutum alır, nerelerde kimler ile tahkimat oluşturmaya çalışır? Bütün bu ve diğer sorulara yanıt bulabilmek için LVC’nın biraz daha anlatılmasına ihtiyaç var. La Via Campesina küresel kapitalizme karşı mücadele eden küresel, güçlü bir köylü örgütüdür. La Via Campesina’yı güçlü kılan;
· Güçlü, mücadeleci karakteri
· Davasına olan inancı ve bağlılığı
· Ve doğru önerilerinin yanında; düşmanlarını da açık seçik bir şekilde tarif etmesinden gelmektedir. La Via Campesina’nın düşmanlar listesinin başında DTÖ yer alıyor. Çünkü
· DTÖ’nün ticareti önceliyor,
· Ulusaşırı şirketlere koşulsuz bağlı ve onların çıkarına çalışıyor. Ayrıca;1. DTÖ’nün ekonomik gereklilikleri ileri sürerek kırsal alanın insani ve çevre ile ilgili yaşamının tüm temel ilkelerini görmezden gelir.2. Dünyayı tarım ve gıda şirketleri için transgenik bir ürün fabrikasına çevirmek istiyor. Bu nedenle;· LVC dünyadaki tüm insanlar ve diğer canlılar ile birlikte köylüler için büyük bir tehdit olduğu kadar, DTÖ’yü tarımın dışına çıkarmak için var gücüyle mücadele ediyor.
· Kurulduğundan bu yana ulusaşırı şirketlere karşı kampanyalar düzenliyor,
· Doğrudan eylemler gerçekleştiriyor,
· Hükümetlere öneriler üretiyor ve sunuyor.
LVC’nın DTÖ’ye karşı bu tutumu ve mücadelesi
· Balıkçılar, eğitim, sağlık, hizmetler ve diğer alanlardaki sektör çalışanları tarafından, örnek alınıyor, teşvik edici oluyor.
· La Via Campesina’nın düzenlediği ulusaşırı şirket karşıtı kampanyalarına katılan farklı toplumsal muhalefet güçleri birbirlerinden olumlu etkileniyor, aralarında dayanışmalar/ birliktelikler geliştiriyorlar.
La Via Campesina
· DTÖ müzakerelerinin durdurulmasını istiyor,
· Toplumsal denetlemelere yönelik önceliklerini belirliyor ve öneriyor,
· LVC’nın bu kavi duruşu neoliberal politikalardan mağdur olan diğer yoksul kesimler arasında yankı uyandırıyor, geniş destek görüyor.
· DTÖ’nün Seattle ve Cancun’daki müzakerelerin ardı ardına başarısızlığa uğramasında LVC’nın bu doğru mücadele hattının büyük katkısı olmuştur.Ayrıca;
· Ulusaşırı tarım ve gıda şirketlerinin egemenliklerine karşı mücadele ediyor.
Hükümetlerin rolünün mücadele verilerek iyileştirileceğine inanıyor. Tazmin edici politika yerine bir kalkınma politikası olarak tarım reformunun uygulanmasını toplumun her kesiminin yararına bir durum olarak değerlendiriyor. · Çiftçilerin kapitalizme, uluslararası antlaşmalara ve uluslararası finans ve örgütlenmelere ve onların toplumsal denetimine yönelik eylemlere karşı olmalarını
1. İnsani,
2. Doğru,
3. adaletli,
4.özgürleştirici buluyor,
5. Ve kendileri için yegâne çıkış yolu olarak görüyorlar. LVC halkların karşılaştığı yaşamsal sorunlara karşı da duyarlı davranıyorLVC; mücadelenin, örgütsel, ideolojik, eylemsel uyumluluğunun bir sembolü olmuş;
· Avrupa’da OTP’ye karşı pozisyon alma,
· Amerika’da serbest ticarete karşı direniş,
· Asya’da ulusaşırı şirketler ve GDO’lara karşı mücadele,
· Afrika’da kaynakların ve bioçeşitliliğin savunulması bunlardan bazılarıdır. Geniş insan topluluklarının büyüyen/gelişen direnişi sonucu aktörleri tarafından yavaşlatıldı. Seattle ve Cancun’daki Bakanlar Konferansları bilindiği gibi başarısızlıkla sonuçlandı. Bu başarısızlığın gerçekleşmesinde LVC da aktif rol aldı.Bilindiği gibi kapitalizm uluslararası örgütler, gelişmiş ülkelerin desteği ile uygulamaya soktuğu küresel politikalar ulusal hükümetleri standart gıda yapıları yaratmaya zorluyor. Bunun için tarımsal sistemleri patentliyor, toplumsal ve ülkesel denetimi kolaylaştırmak, küresel ölçekte ticareti kontrol etmek için hamleler yapıyorlar. Bu politikalar köylü tarımının yaşayabilirliğine engel oluyor, işsizliği, açlığı, yoksulluğu arttırıyor. LVC’nın uluslararası alanda sesini duyurmak için köylüler
· Dünya çapında düşünüyor,
· Yerel örgütlenmelerini güçlendiriyor,
· Uluslararası ölçekte eş zamanlı mücadeleler ve düzenlenen kampanyalara destek veriyor,
· Kendileri kampanyalar düzenlemeye önayak olmaya çalışıyorlar… Ulusaşırı tarım ve gıda şirketlerinin sömürü biçimi ve mekanizmaları dünyanın her tarafında aynı. ABD, AB ve diğer gelişmiş ülkeler ve çokuluslu şirketler tarımın endüstrileşmesini/ şirketleşmesini savunmakla kalmıyor sürdürülebilir köylü tarımının yerini almasını istiyorlar.
Sürdürülebilir bilge köylü tarımı;
§ Sağlıklı ve ucuz gıda demektir, bunun için tüketiciler,
§ Sağlıklı ve yaşanabilir çevre demektir, bunun için çevre örgütleri,
§ Sağlıklı toprak ve su demektir, bunun için çiftçiler,
§ Sağlıklı doğa demektir, bunun için göçerler ve tüm canlılar,
§ Kadının çalışma ve bilgi, birikim ve becerisini sürdürmesi demektir, bunun için kadınlar...
§ Kısacası bilge köylü tarımı; kadınlar, tüketiciler, çevreciler, çiftçiler, göçerler ve tüm canlıların çıkarınadır. Neoliberal politikalar, sadece köylüler için değil,
· Tüketiciler,
· Doğa severler,
· Çiftçiler,
· Göçerler,
· Kadınlar
· Ve balıkçılar için de yaşanılır bir dünya bırakmayacak yönde ilerliyor. Neoliberalizmin ilerleyişine karşı köylü ve yerli hareketler ana direnç noktaları. Bu direnç noktaları kentli hareketler için de bir referans noktasıdır. Bu yüzden köylüler ile birlikte kentliler için de;
· Politik ve ideolojik açıdan örgütlenmeye,
· İttifaklarını belirlemeye,
· Birlikteliklerini güçlendirmeye şiddetle ihtiyaçları var.
LVC’nın belirlediği aşılması gereken ana sorunlardan bazıları şunlardır:
· Stratejik ittifakların güçlendirilmesi, yeni mücadele yollarının bulunması,
· Yeni konjonktürlerin sürekli analizi ve bilginin geliştirilmesi,
· Gençliğin tam katılımı ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması,
· İletişim stratejilerinin geliştirilmesi,
· Siyasal eylemlilik ve seferberliğin kuvvetlendirilmesi… Özetle, Via Campesina bir yandan ittifaklarıyla Gıda Egemenliği konusunda sorunları tartışırken ve ortak paydalarda buluşmaya çalışırken diğer yandan;
· Toprağa erişmek, onu savunmak ve kullanmak, gıda egemenliği,
· Biyoçeşitlilik ve genetik kaynaklar, sürdürülebilir bir köy tarımı,
· İnsan haklarının savunulması, erkek ve kadınların eşit katılımı için mücadele eder. Eşit iktisadi ve yasal ilişkileri hedefler. Kırsal alan örgütleri arasında birlik ve dayanışmayı geliştirmek için köylü ve yerli hareketlerini koordine eder. Uluslararası bir mücadele örgüt olan La Via Campesina; uluslararası düzeyde sesini şu ilkelerle duyurmayı hedefler:
§ Adem-i merkeziyet, örgütlerin özerkliği, dayanışma, çeşitlilik ve bağımsızdır.
§ Küreseldir.
§ Sürdürülebilir bir köy tarımını savunmak için dünya çapında neoliberalizme karşı mücadele eden köylülerin uluslararası sesidir.
§ Topraksız köylülerin çıkarlarını korumak, uluslararası politikalarda değişmeleri kışkırtmak ve gerekli değişimleri sağlayabilmek için ulusal örgütlenmelere ulusal düzeyde boş alanlar açar.
§ Neoliberal politikaları değiştirmek, UAŞ’lara, DTÖ’ye, Dünya Bankası’na, IMF’ye CGIAR’a (Uluslararası Tarım Araştırmaları Danışma Grubu) karşı güçlü stratejik ittifaklar geliştirmeyi önüne iş olarak koyar.
§ BM, Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), BM Kalkınma ve Ticaret Konferansı (CNUCED) gibi kurumlar ve forumlar aracılığıyla uluslararası alanda pozitif değişimler yaratmak için mücadele eder. ı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder